Bir zamanlar üç oğlu olan yaşlı bir değirmenci varmış. Değirmenci öldüğünde büyük oğluna değirmenini, ortanca oğluna eşeğini, küçük oğluna ise kedisini bırakmış.
Küçük oğul buna çok üzülmüş. Kedi bu sözleri duyunca sahibinin yanına yaklaşmış: "Üzülme. Bana bir çift çizme ve bir çanta verirsen sana yardım edebilirim."
Kedi çizmelerini giymiş, çantasını almış ve ormana gitmiş. Tavşan yakalamış ve saraya götürmüş. Kralın karşısına çıkarak: "Efendim, size sahibim olan Marki Karabas'ın hediyesini getirdim," demiş.
Kedi birkaç gün boyunca krala farklı hediyeler götürmüş. Bir gün büyük bir kaleye ulaşmış. Bu kalede güçlü ve zengin bir dev yaşıyormuş.
Kedi devin her şeye dönüşebildiğini öğrenince: "Peki küçük bir fareye de dönüşebilir misiniz?" diye sormuş. Dev fare olmuş. Kedi onu hemen yakalamış. Kalenin kapılarını açmış.
Kral ve kızı oraya geldiğinde kedi onları karşılamış: "Efendim, işte sahibim Marki Karabas'ın güzel kalesi."
Kral çok etkilenmiş. Kızı genç adamla evlenmiş. Kedi de sahibinin yanında yaşamaya devam etmiş.
Zekâ, cesaret ve çalışkanlık bazen sahip olduğumuz eşyalardan çok daha değerlidir.