Bir gün Alice, ablasıyla birlikte bir ağacın altında oturuyormuş. Tam o sırada beyaz bir tavşan görmüş. Tavşanın üzerinde bir yelek varmış ve elinde küçük bir saat tutuyormuş.
"Geç kaldım! Çok geç kaldım!" diye söylenerek koşuyormuş.
Alice merakına yenilmiş ve tavşanın peşinden bir deliğe girmiş. Bir anda kendini garip ve renkli bir dünyada bulmuş.
Bir koridorun sonunda küçük bir kapıdan güzel bir bahçe görünüyormuş. Alice kapıya girmek için küçülen ve büyüyen şeyleri içmiş ve yemiş. Ama her seferinde farklı bir sorunla karşılaşmış.
Sonunda beyaz tavşanı takip ederek daha da ilginç bir bölüme ulaşmış. Konuşan hayvanlar, gülümseyen bir kedi ve birbirinden farklı karakterler varmış.
Gülümseyen Kedi ile karşılaşmış: "Buradan hangi yoldan gitmeliyim?"
Kedi: "Nereye gitmek istediğine bağlı."
Alice: "Nereye gittiğim çok önemli değil."
Kedi gülümsemiş: "O zaman hangi yoldan gittiğinin de pek önemi yok."
Kupa Kraliçesi'nin bahçesinde Alice cesaretini toplamış: "Her zaman bağırmak doğru değil."
Bir süre sonra gözlerini açtığında kendini ablasının yanında bulmuş. Her şey bir rüyaymış. Ama Alice yaşadığı macerayı çok iyi hatırlıyormuş.
Merak etmek, soru sormak ve hayal kurmak dünyayı daha güzel bir yer hâline getirebilir.